Satürn’ün Kütle Çekimindeki Mimas’da Destansı Bir Sır Saklanıyor Olabilir

<script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-1099843763188771"
crossorigin="anonymous"></script>
<!-- AnasayfaUstPC -->
<ins class="adsbygoogle"
style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-1099843763188771"
data-ad-slot="3419208900"
data-ad-format="auto"
data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>

Güneş Sistemi, tahmin ettiğimizden daha karmaşık ve daha soğuk bir yer olabilir.

Satürn’ün uydularından birini (Mimas) inceleyen bilim insanlarının bulgusu, bu ayın sıvı bir okyanus barındırabileceği ihtimali üzerine yoğunlaşıyor. Hayır, bu her zaman bahsedilen olağan şüphelilerden değil! yeni bir suçlu, Star Wars filmindeki  “Ölüm Yıldızı” na  benzemekten fazlasını vaadeden büyük bir kratere sahip küçük ay olan Mimas ‘dan bahsediyoruz.

Yapılan bu yeni araştırmaya göre , Mimas’ın yörüngesinde bize gösterdiği ve gökbilimciler tarafından gözlemlenen hafif ve tuhaf bir yalpalama, sıvı bir iç okyanusun sonucu olabilir.

Eğer durum gerçekten buysa, Mimas ‘IWOW’lar yani (iç su okyanus dünyalar) kategorisinde Europa ve Enceladus gibi diğer Güneş Sistemi uydularına katılacak. Ama eğer öyleyse, daha önce hiç görmediğimiz türden bir IWOW keşfetmiş olacağız.

Southwest Araştırma Enstitüsü’nden jeofizikçi Alyssa Rhoden , “Mimas’ın yüzeyi yoğun bir şekilde kraterli olduğundan, bunun sadece donmuş bir buz kütlesi olduğunu düşünüyorduk” şeklinde kendini ifade ediyor.

“Enceladus ve Europa gibi IWOW’lar kırılma ve diğer jeolojik aktivite belirtileri göstermeye oldukça fazla eğilimlidir. Bunca zamandır, Mimas’ın yüzeyi bizi yanıltıyordu ve bu yeni keşfimiz, Güneş Sistemimizde potansiyel olarak yaşanabilir bir dünya tanımını büyük ölçüde genişletti.

İnsanların ve diğer hayvanların hayatta kalması Dünya’da bile çoğunlukla güneş ışığına bağlıdır, ancak bazı organizmaların tamamen karanlıkta gelişebileceği birkaç yer vardır. Okyanusun dibi de bunlardan biridir. Dünya’nın içinden ısı ve besinleri salan hidrotermal menfezlerin etrafında kümelenmiş olan yaşam, fotosenteze değil, gıdayı sentezlemek için kimyasal reaksiyonlardan yararlanan kemosenteze dayanır.

Okyanusların dibinde ki bu yaşamı keşfetmemiz ; Jüpiter’in uydusu Europa ve Satürn’ün uydusu Enceladus‘un buzlu kabuklarının altında sıvı okyanuslar barındırdığı tespit edildiği zaman, dünya dışı yaşam arayışımızla son derece bağlantılı hale gelmeye başladı.

Bilim insanları; ayların derinliklerinde, ilgili gezegenlerle yerçekimi etkileşimlerinin neden olduğu gelgit olayları tarafından yönlendirilen jeolojik aktivite yüzeyin altındaki suyun donmasını önlemek için yeterli ısı ürettiğini düşünüyor.

Ancak Mimas, bu ay grubuna ait görünmüyordu. Çünkü Mimas Satürn’e daha yakın ve Enceladus‘tan daha eksantrik (eliptik) bir yörüngeye sahipti, bu da daha güçlü gelgitler yaşaması gerektiği anlamına geliyordu; ancak buna rağmen gelgit etkinliği Enceladus‘unkinden çok daha düşük seviyedeydi.

Bu durum, bilim insanlarını Mimas’ın muhtemelen donmuş halde yani katı olduğu ve dolayısıyla deformasyona daha az eğilimli olduğu düşündürüyordu.

Dünya Yörüngesinden Saparsa Ne Olur?

Ancak, Satürn sondası Cassini tarafından Mimas üzerinde deformasyonlar tespit edildi . Mimas sağlam olsaydı, bu şekilde deformasyonlar olmamalıydı.

Rhoden ve ekibi, Mimas içinde ki sıvı bir okyanus olasılığını araştırmaya başladılar. Mimas çok kalın ve donmuş bir dış kabuğu korurken, suyu sıvı halde tutmak için gerekli olan ısıyı nasıl ürettiğini çözmeleri gerekiyordu.

Bu araştırma için oluşturulan modellerine göre, Mimas‘ın buz kabuğu, altında küresel bir okyanusa dönüşen 24 ila 31 kilometre (15 ila 20 mil) kalınlığında bir sıvı su kütlesi bulunmaktadır. Mimas sadece 396 kilometre (246 mil) çapında olduğundan, bu su kütlesi aslında son derece büyük bir hacimde denebilir. Karşılaştırma yapmak gerekirse Enceladus‘un buzlu kabuğu 513 kilometre çapında, ve iç kısmında ki muhtemel sıvı okyanusun hacmi ise 5 ila 35 kilometre arasında değiştiği tahmin ediliyor.

Gelecek yıllarda bu gezegenlere gönderilebilecek olan sondalar bunu hem Mimas’ta hem de diğer IWOW’larda doğrudan daha detaylı olarak ölçecektir.

Kaynaklar

  • https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0019103521005091

YORUMLAR

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.