Fırlatılan Roketler Şaşırtıcı Derecede Çevreye Zarar Veriyor

<script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-1099843763188771"
crossorigin="anonymous"></script>
<!-- AnasayfaUstPC -->
<ins class="adsbygoogle"
style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-1099843763188771"
data-ad-slot="3419208900"
data-ad-format="auto"
data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>

Dev bütçelere sahip girişimciler uzay yarışı yolunda son hızla ilerliyor ve bu yarış gelişen uzay endüstrisine uygun bir zemin hazırlıyor. Artık her zamankinden daha fazla sivil uzay turisti uzaya doğru yol almak için çantalarını hazırlıyor. Bu giderek büyümesi beklenen bir trend.

Roketler, Dünya’nın yerçekimini yenmek için korkunç miktarda yakıt harcıyorlar. Dünya için önemli kaynakları Dünya’nın birçok çevresel sorununu çözmek için kullanmak yerine, uzaya günübirlik geziler yapmak için kullanılıyor.

Tonlarca Karbondioksit

Roketler tarafından salınan gaz emisyonu Dünyanın sağlığı için kayda değer derecede büyüktür.

University College London’da fiziki coğrafya doçenti Eloise Marais The Guardian’a verdiği demeçte, “Uzun mesafeli bir uçak uçuşu için yolcu başına 1-3 ton karbondioksit” salındığını açıkladı. Buna karşılık, bir roketin fırlatılmasında ise, dört yolculu bir uçuş için yaklaşık olarak 200-300 ton karbondioksit üretiliyor.

Daha da kötüsü, emisyonların, bir seferde yıllarca kalabilecekleri üst atmosfere enjekte ediliyor. Roketler ayrıca yanan kerosen ve metandan dolayı ozon tabakasına zarar verebilecek başka zararlı gazlar da üretiyor.

 

Tüm bunlara rağmen, roket fırlatmaları küresel oranda dünyayı kirletenler listesinde hala oldukça geri sırada. NASA’ya göre , ortalama bir günde 100.000 uçak havalanırken, geçen yıl sadece 114 roket yörüngeye ulaşmaya çalıştı.

Ancak uzay lansmanlarının maliyetleri yıldan yıla düşerken, uzay turizminin bir üst seviyeye adım atması an meselesi. Ve bu, uzay turizmi şirketlerinin içinde faaliyet bulunduğu durumu düzenleyen bir kurum olmaması sebebiyle tehlike yaklaşıyor diyebiliriz.

YORUMLAR

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir