Hapşırmayı Dirseğimizle Kapatmak Daha mı İyi?

<script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-1099843763188771"
crossorigin="anonymous"></script>
<!-- AnasayfaUstPC -->
<ins class="adsbygoogle"
style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-1099843763188771"
data-ad-slot="3419208900"
data-ad-format="auto"
data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>

Sezgisel olarak, burnunuz kaşındığında ve yüzünüz büzüştüğünde, avuç içleriniz kendiliğinden burnunuzu kapatır, ağzınızı ve burnunuzu kaplayan bir alan oluşturmak için avuçlarınız hızlıca bir araya gelir.

Tebrikler! Avuç içleriniz artık burnunuzdan salınan mikrop ve mukus dolu damlacıklar ile doldu. Hayatınızın herhangi bir gününde yani bu 2020 yılında yaşadığımız pandemiden de önce de olabilir, ellerinizi kotunuzun üzerine silmiş, bir mendil kullanmış veya ellerinizi suyun altında kabaca gezdirmiş ve hapşırdığınızı unutmuş olabilirsiniz. Bununla birlikte, bir salgının başlangıç noktası olabiliriz.

Elinizde tuttuğunuz şey ve bundan sonraki eylemleriniz, şu anda dünyayı kasıp kavuran bir hastalığı mı yayacağınızı yoksa önlenmesine yardımcı olup olmayacağınızı belirler. Bu durumda yapacağınız en iyi şey hemen lavaboya koşarak ellerinizi minimum 25-30 saniye boyunca yıkamak olmalıdır.

Bunun yerine! Yüzünüzde maskeniz veya elinizde mendiliniz yoksa ve hapşırmanız gerekiyorsa, avuçlarınız yerine dirseğinizi kullanmak daha doğru olabilir. Bir salgını başlatmamak için tokalaşmayı ve avuç içlerinize hapşırmayı unutun, bu işler için dirsek kullanma zamanı. Bununla birlikte, soru, dirsekler gerçekten ellerden daha mı iyi? Gelin bu konuyu inceleyelim.

Akışkanlar Dinamiği

Hapşırdığımızda, aksırdığımızda, tıksırdığımızda ağzımızdan çeşitli büyüklükte damlacıklar etrafa taşınır. Bir boya fırçasını siyah bir boyaya daldırıp daha sonra hızlıca sağa sola savurduğumuzu düşünün. Etrafınızda ki duvarlarda irili ufaklı ve dağınık şekilde siyah lekeler olduğunu göreceksiniz. Bu boya damlacıklarını ufacık, küçük yuvarlak mukoza, su ve mikroplarla dolu parçacıklarla değiştirin. Artık hapşırığınız zaman ortaya çıkan sonucun neye benzediğini biliyorsunuz.

Hapşırma ile açığa çıkan iki durum vardır: 1) sıcak nemli hava bulutu; ve 2) patojenler adı verilen hastalık yayan şeyler içeren bulut içinde ve çevresinde asılı duran çok boyutlu damlacıklar. Bunun hastalık yayılmasında nasıl bir rol oynadığını anlamak için akışkanlar dinamiğine bakmamız gerekiyor.

 

Akışkanlar Dinamiği, hava ve su gibi akan her şeyin hareketini ele alan bir fizik kavramıdır. Bir teknenin gövdesi veya bir uçağın sivri burnu için en iyi şekil, akışkan dinamiği göze alınarak tasarlanmalıdır. Bu tür araçların en tasarruflu şekilde hareket etmesi bu dinamiklere bağldır.

Şimdi konumuz olan, damlacıklarımıza ve “nemli buluta” geri dönecek olursak, hapşırmamız sonucu ortaya çıkan damlacık hareketleri akışkan dinamiği kullanılarak analiz edilebiliriz. Daha fazla patojen içeren daha ağır damlacıklar, yerçekimi nedeniyle hapşıran kişiye çok daha yakın düşer ve daha az süre havada asılı kalır. Bunun tam tersi fiziksel özelliklere sahip damlacıklar daha uzağa düşer ve daha çok havada kalır.

Çok küçük damlacıklar içeren aerosoller, hava akımı ile uzağa ve geniş alana taşınabilecek kadar havada asılı kalabilir. Odanın bir köşesine oda kokusu sıktığını düşünün. Koku, difüzyonun bir sonucu olarak geniş ve geniş bir alana yayılır. Bu patojen taşıyan aerosoller, örneğin havalandırma sistemlerine girerse, sistem içinde kolaylıkla dolaşabilir.

Üretilen damlacıkların boyutu ve miktarı, insanın öksürmesine veya hapşırmasına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Hapşırma yaklaşık bir milyon damlacık üretirken, öksürük çok daha az birkaç bin damlacık oluşturur. Hapşırma eylemi daha fazla küçük boyutlu damlacıklar üretirken öksürme çeşitli boyutlar üretir.

Yapılan bilimsel çalışmalar; öksürme ve hapşırmadan kaynaklanan aerosollerin verem, kızamık gibi hastalıkların taşınmasına neden olabileceğini göstermiştir.

Alışkanlıklar

İnsanlar alışkanlık sahibi varlıklardır. Hapşırdığımızda veya öksürdüğümüzde, içgüdüsel olarak ellerimizi kullanırız. Yaptıklarımızı düşünecek olursanız, hapşırdıktan veya öksürdükten sonra ellerinizin dokunduğu her yüzeye bulaşık yaparız. Ellerimizi her gün sayısız şey için kullanıyoruz. Bilerek veya bilmeyerek çevremizdeki şeylere dokunuruz.

Dirseklerimiz, bu durumun aksine bulaşık yapmamıza neden olamaz. Bu nedenle, alışkanlıklarımızı hapşırarak dirseğe doğru değiştirmek, dolaylı hastalık bulaşmasını azaltabilir.

Bu yazının sonuna geldiğimizde, dirseğinizin iç kısmıyla avuç içleriniz arasındaki savaş için daha fazla kanıt elde edene kadar iç dirseğinize hapşırın ve gününüze sağlıkla devam edin!

YORUMLAR

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.